Biz Kimiz
Ülke coğrafyasında dengeli bir gelişmenin sağlanabilmesi, ekonominin geneli için hedeflenen yüksek kalkınma hızı kadar önemlidir. Doğal ve toplumsal kaynakların mekan üzerinde dağılımı mutlak anlamda bir eşitlik arz etmediğinden, bölgeler arasında gelişme de mutlak anlamda dengeli bir süreçten geçememektedir. Bu dengesizliğin büyük boyutlarda olması, az gelişmiş bölgelerden gelişmiş bölgelere göçü tetikleyerek göç veren bölgelerde beşeri ve ekonomik sermayenin kaybedilmesine, göç alan bölgelerde ise farklı ekonomik ve sosyal sorunların yanısıra altyapı alanında da darboğazlara neden olmakta ve ülke ekonomisinin geneli açısından büyümeyi sınırlayıcı bir etki göstermektedir.
Bu bağlamda, bölgesel kalkınmanın daha dengeli bir şekilde gerçekleştirilmesine yönelik kamusal müdahalelere ihtiyaç duyulmaktadır. Dengeli bir bölgesel gelişmeden amaç, üretim, hizmet ve altyapı yatırımlarının dağılımını en iyi yansıtan bir yerleşim sistemi vasıtasıyla ülke genelinde nüfusun ve gelirin dengeli dağılımı ve kaynak kullanımında sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır. Diğer yandan, üretim zincirlerinin giderek küreselleştiği günümüzde, bölgelerin küresel düzeyde kendilerine benzerlik gösteren diğer bölgeler ile rekabet edebilirliklerinin artırılması da bölgesel gelişmenin bir diğer eksenini oluşturmaktadır.
Bölgesel gelişmenin ekonomik ve sosyal tüm sektörlerle ilişkili olması, kamu yatırımlarının ve müdahalelerinin planlanmasında sektörler arası etkileşimin birlikte değerlendirilmesini ve bölgesel gelişme amaçları bakımından ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bunun yanısıra, kamu politikalarının geliştirilmesi ve uygulamasında merkezi ve yerel düzeyler arasındaki koordinasyon mekanizmalarının güçlendirilmesi de bölgesel gelişme hedeflerinde başarı açısından kritik olan bir diğer unsurdur.
